"Yükselen Faşizm", "Tırmanan Militarizm", "Yeni Dalga Dincilik", Bilgi
Üniversitesi'nde "Gay-Lezbiyen" kulübü açıldıktan sonra yaşanan tartışmalar ve
Hrant Dink'in ölümü...Ne yapmalı sorusunu hepimiz kendimize şu ya da bu şekilde
sormaya başlamak zorunda kaldık. Kaldık. Biz. Biz kimiz?
Cenazeye katılanlar kimlerdi?
Kendini yalnız hissedip biraraya gelen insanlar mı yoksa bir cemaat mı?
Dink'in ölümünden sonra Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri bir dizi konuşma düzenledi. Geçen hafta sona eren konuşmaların sondan bir öncekisine ben de katıldım. Boğaziçi Üniversitesi'nde okurken "Tarih Felsefesi" ve "Frankfurt Okulu" derslerini aldığım Ferda Keskin ve Beril sayesinde bu aralar adını sıkça duyduğum Bülent Somay'ın konuşmacı olarak katıldığı "ne yapmalı?" konuşmasında aldığım notları aşağıya kopyalıyorum.
Konuşmacıların önerileri kafamızdaki soruların ne kadarına cevap verebilir? "Tekillik" önerisi bizi nereye götürür? Düşünmek için bir yerden başlamak lazım, değiştirmek için bir araya gelmek lazım, konuşmak lazım.
Notlara buyrun...
NE YAPMALI? 05.04.07
Yer:
Boğaziçi Üniversitesi-TB 310
Konuşmacılar:
Bülent Somay
Ferda Keskin
B. Somay
“Ne Yapmalı?” sorusunun 2 cevabı olabilir. Biri uzun, biri kısa.
1-) Kısa Cevap
Ne yapmalı?
Örgütlenmeli, aşağı yukarı ortak anlayışa sahip olmalı, aşağı yukarı ne istediğini bilen bir grup olmalı ve radikal davranmalı.
2-) Uzun Cevap
Ne yapmalı?
Ne yap-malı (zorunlu olan değil) değil, sizin arzunuz nedir onu bulmalısınız. Yani ne
istiyor-uz, o halde biz kimiz....Bu soruların cevabını bulabilmeliyiz.
Kapitalizm kendi sorunlarını, o sorunları ihraç ederek çözüyor. Kendi işçi sınıfını sömürmek yerine, başka ülkelerdeki işçileri sömürüyor.
Sömürgecilik > Emperyalizm > Globalizasyon
Kapitalizm sorunları artık bu şekilde çözemiyor. Acaba kapitalizmin sorun çözme tekniği sona mı erdi?
İki yol görünüyor. Sanal üretim, maddi üretimin önüne geçecek ve robotloşma gerçekleşek ya da büyük bir sarsıntı bizi bekliyor olacak.
“ne yapmalı?” sorusunu konuşuyoruz çünkü “hele bir devrim olsun, ne yapacağımıza o zaman bakarız” deme lüksümüz yok. Önümüzdeki “yıkım” döneminden sonra daha “özgür” bir devlet istiyoruz.
Hrant Dink sonrasında olanlara bakalım. Büyükanıt.org ne diyor “hrant dink dinklendi”
Peki “hepimiz Ermeniyiz” diye bir araya gelen bizlerden kaçımız “ hepimiz ibneyiz, lezbiyeniz” der?
Hrant Dink neden öldürüldü?
Suçu engelleyecek olan nedir?
Vicdan > Dar Ağacı ---KANT
Vicdan > Dar Ağacı > Akıl Hastanesi --- LACAN
Ogün Samast’ın, kaybedecek bir şeyleri olmayanların süper egoları yok. O yüzden ya örgütleniyorlar; ya da saatli bomba oluyorlar.
Belki süper egoya ihtiyacımız var, bazı şeyler yapılmaz. ÖL-DÜR-ME-YE-CEK-SİN.
F. Keskin
Ne yapabiliriz?
Bir dil değişikliği yapmak...Kullandığımız dil sınırlandırıyor ve içinden çıkılamaz gerilimler ortaya çıkıyor.
Biz kimiz?
Kimlik politikalarında farklı bir perspektif gerekiyor.
Dil değişikliği için ne yapabiliriz?
• Kimlik
• Bölücülük
• Kurulan kimlikler
• Kurulan kimler üzerinden yaşanan gerilimler
Bunlar kısır döngüde, bu tartışma bu şekilde devam eder, durur.
Kimlik meselesi üzerinden geriliyoruz.
ÖRGÜTLENMEK
Peki, biz kimiz? (“who is us?”, althusser)
Kimlik öz değildir.
Ör. 301. madde, türklüğü aşağılamak
Anayasa-vatandaşlık- yasa temelinde tanımlanmış siyasi yapılanma
Anayasal vatandaşlık üzerinden tanımlanan “Türklük” kimliği bir öze vurgu yapmaz.
Ulus, Devlet, Vatandaş, Toprak
Nation- Nader (to born, doğmak) fiiilinden geliyor.
Kimlik üzerinden tartışmaktan vazgeçmek. Nasıl?
I. Teorik
II. Kimlik-Kimlik meselesi üzerinden ilerlemek yerine ne üzerine tartışabiliriz
Tekillik.
İki arada- between- Heidegger
“Şu ya da bu olarak ben değil, olduğum gibi ben” . Aynı anda bütün özelliklerimde kendimi görmek.
Bütün olarak baktığımızda herkes tekil bir varlıktır.
O tekilliklerden nasıl bir cemaat olur?
Neyin etrafında bunu yapabiliriz?
Bunu yapmak biraraya gelmemizi sağlar mı?
Peki, neyin etrafında bir araya geliriz?
Doğru çıkarları konusunda insanlar bilinçsiz. Doğru çıkarların ne olduğunu görebilmek gerekiyor.
Biz ne? Ortak çıkarların etrafında biraraya gelebilecek insanlarız.
Ötekilemek mi? Neyim? Neysem oyum.
Kendimizi bir kimlik üzerinden tanımladığımız zaman, onun üzerinden davranmak zorunda kalıyoruz.
Kimlik üzerinden yapılan tanımlama ortadan kalktığında (bunlar ibnedir, öylyse bunlar böyle davranır) stratejik olarak karşı tarafın ne yapacağınızı kestirmesi zorlaşır.
Adalet ve özgürlük ortak çıkarlar olmalı.
Pozitif Ayrımcılık varolan düzenin sürdürülmesini sağlamak için çaba harcamaktan başka bir şey değildir.
Kimlik aslında kimlik değildir; konumdur.
Beyaz Erkek bir konumdur. (bkz. Condoleeza Rice) Biz tekillikler olarak konumlara yerleşir; doldurduğumuz pozisyonla kendimizi özdeş gördüğümüz zaman buna “kimlik” deriz.
Kimlik ve konumu ayırabilmenin tek yolu tekilliktir.
Her kimlik potansiyel bir ezendir. Alt Kimlik “kimlik” olarak tanımlanmaya devam edildikçe “ezen” konumuna gelebilir. Bkz. İsrail.