Monday, July 2, 2007

şiir

Büyük kapıyı örtüyor ağır ağır
Birikmiş ağırları, ağırlaşmış adımları,hisseden..

Griye yakışacak saçları

Büyük kapının ne sağında ne solunda bir duvar
Yine de bir girişi tutuyor inanmasanız da
Sınırlardan haberli olanların bilmedikleri sınırsızlığa açılıyor belki..

Önünde uyuyor kapının
Örtündüğü eski paltosu cepsiz
Birikecek olan birikiyor benliğinde..

Düşünde konuşuyor sadece
Gerisi sonsuz bir dinleyiş
Alacaklarını kalbine
Borçlarını aklına kazıdıkça
Suçluluk duymasa da
Çocuklukla suçlanıyor işte

m.turen 2006

gaydıra gaydıra yürüdük







Pazar öğleden sonra 1 saatimi Taksim Meydanı'ndan Galatasaray'a kadar yavaş yavaş yürüyerek geçirdim. Ara ara zıplayıp, ara ara slogan atarak.

Tüm üniversite hayatı boyunca hiç bir eyleme katılmayan bir insan, ben. Pardon bir kere üniversitede yemekhane zammı protestosu olmuştu ama o gün kesinlikle ne yapacağımı bilememiştim. Elim ayağıma dolanmıştı. Gösterilen performansa bir türlü uyum sağlayamamış, kendi sesimi duyduğumda ürküp, bir de utanmıştım.

Ne olduysa o cinayetten sonra oldu. O gün televizyonda görüntüleri izlerken sabrımın taştığını farkettim. "Artık, bir şeyler yapmamız lazım" dedim. Bir sürü kişi kendine dedi bunu sanırım o gün. Hemen Agos'un önüne koşmuştum. Bir baktım başkaları da var benim gibi. Sinirlenen, tepkisini ARTIK göstermek isteyen.

Tecrübem çok fazla değil. Hala bir garip hissediyorum bu yürüyüşlerde, mitinglerde. Pazar günkü "gay parade"da da yine bir garip hissettim kendimi.

"Susma haykır, eşcinseller vardır."ın yanı sıra " Öldürmeyeceğiz, ölmeyeceğiz. Kimsenin askeri olmayacağız." sloganları biraradaydı.

Azınlıklar ve azınlıkların devlet tarafından tanınıp, belli haklara sahip olma isteğini ifade etme biçimlerinden çok ikinci sloganı etkileyici buldum. Elbette tanınmak istemelerini, belli haklardan alıkonulmamalarını istiyorum ve bu taleplerini doğru buluyorum. Ama biz ve onlar şeklinde konuşmaktan; kendimi ve onları farklı kılan, ayıran ifade biçimlerinden çok bizi biz yapan, belki hepimizi azınlık, belki bir çoğumuzu bir çoğunluk yapan bu sloganı sevdim;

ÖLDÜRMEYECEĞİZ, ÖLMEYECEĞİZ. KİMSENİN ASKERİ OLMAYACAĞIZ!


Yürüyüş ile ilgili haber aşağıda.


-----------------------------------------------------------------------------------------------


Dün (1 Temmuz) Taksim Meydanı'nda çığlık atarak, düdük ve ıslık çalarak, zıplayarak seslerini kamuoyuna duyurmaya çalışan yüzlerce eşcinsel izleyenlerin şaşkın bakışları arasında gökkuşağı bayrağıyla İstiklal Caddesi'nde yürüdü. Meydanda toplanıp, 25 metrelik bayrakla Galatasaray Lisesi'ne yürüyen eşcinseller, burada geleneksel 'Hormonlu Domates Ödülleri'nin sahiplerini açıkladı.
'Susma haykır, eşcinseller vardır', 'Ahmet'ler Mehmet'i, Ayşe'ler Fatma'yı sevebilir', 'Polis copunu bedenimden çek', 'Teşhirci değil travestiyiz' sloganları eşliğinde yürüyen 1000'e yakın eşcinsel, sivil ve üniformalı polisler eşliğinde eylemlerini gerçekleştirdi. Yaptıkları açıklamalarla eşcinsellerin tepkisini çeken isimlere verilen 'Hormonlu Domates Ödülleri'nin bu yıl üçüncüsü açıklandı. Müzik dalında Ebru Gündeş, siyasette CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, basında Vatan gazetesinden Alev Alatlı, kurumlarda da Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Odası ödüle layık görüldü.
Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği'nin organize ettiği yürüyüşe destek veren İstanbul 2. Bölge bağımsız milletvekili adayı Baskın Oran, ezilenlerin yanında olduğunu söylerken yürüyüşe travesti olan İtalyan Komünist Yeniden Doğuş Partisi milletvekili Vladimir Luxuria da katıldı. Çok sayıda sivil toplum kuruluşu yürüyüşe destek verdi.