Coca Cola’nın son reklam kampanyasını gördünüz mü? Sloganı “ Open happiness. Pepsi’nin son kampanyasını gördünüz mü? Sloganı, Hope!!!
Biri umut, biri mutluluk vadediyor kapaklarını açtığınızda..Daha önce yapmadıkları bir şey değil ama dikkat çekiyor bugunlerde.
Aman canım dünya ölümlü, bir sürü sorun var, bu da geçer yahu diyorlar. Sen yeter ki umudunu, neşeni kaybetme, idare et diyorlar. İdare et. Şiirsel olsun diye değil, tekrar söylemek ihtiyacı duyduğum için bir kez daha yazıyorum. Biri mutluluk, biri umut vadediyor ekonomik kriz döneminde, herkesin borca battığı günlerde, insanlar işsiz kaldığında, Gazze’de 2000 sivil öldüğünde
Bolca tekrar oldu. Şimdi tekrar iki bin demek zorundayım.
2000’lerin başında başka bir mutluluk dalgası daha yaşamıştık. Hatırlıyor musunuz? Amelie. Herşey hayata nasıl baktığınla ilgili. En aksi insanları mutlu edebilir, en sorunlu insanları güldürebilirsin. Küçük şeylerle insanların hayatlarına büyük katkılar da bulunabilirsin. Yeter ki hayatın olumlu taraflarını gör, yeter ki neşeli ol (ki genç kalasın), yeter ki umudunu kaybetme.
Çok etkilendik değil mi? O kadar etkilendik ki aradan onca yıl geçmesine rağmen reklam kampanyalarında kreatif ekibe ilham vermesi için halen “Amelie gibi” yazılıyor briflerde. Amelie gibi olursak yırttık! Bizi izlerken iyi hissetsinler kendilerini yeter, sonra kendilerini iyi hissetmek için bir de bizi alsınlar.
Geçenlerde yeni bir karakter daha girdi hayatımıza. Poppy. Mike Leigh’nin Happy Go Lucky filmindenki kız. O da en az Amelie kadar neşeli. Amelie gibi küçük şeylerden mutlu olmaya çalışan, çevresindekilerin hayata olumlu bakması için uğraşan bir karakter. Ama oluyor mu? Olmuyor bu filmde. Küçük şeylerle, olumlu düşünmekle çözemiyor sorunları yeni Amelie. Neden? Neden hayata olumlu bakıyoruz da, sorunları bir türlü çözemiyoruz?
İnsanlar daha mı fazlasını istiyorlar, bir şey vaat ettiğinde çok daha fazlasını talep ediyorlar senden bu günlerde? Elinle bir umut ışığı gösterdiğinde, koluna sarılıp, koparmaya çalışıyorlar sanki. Kötü niyetle değil elbet. Evet Cola da, Pepsi de doğru anlamış insanları. İnsanların bugun her zamankinden daha fazla umuda, mutluluğa ihtiyacı var ama mutluluk o kapakların altında söylemi tutmuyor.
İdeolojilerin yıkıldığı, büyük söylemlerin sona erdiği, hatta bildiğimiz dünyanın sonunun geldiği söylenmişti bizlere. Bugun geriye donup tekrar buyuk soylemler aramaya başladığımız gunlere geri mi döndük diye düşünüyorum. Bugun insanların yeniden bağlanacak idoller aradığı gün olabilir mi? Obama gibi.
İdare edemem anne!
İdare edemem! İdolleri falan gecelim, bence günün sloganı bu olsun. O kadar oyalandık, o kadar vakit kaybettik yıllardır. Hayatlarımızı kurmamız için satın aldığımız araç-gereçler bozuk çıktı. Haliyle bozuk hayatlar kurduk. Cok klişe tarifler ama durum böyle. Bundan sonra araç-gereç almak da istemiyoruz, paramız kalmadı. Hakkikaten daha iyi hayatlar istiyoruz ve bunun için çözüm.
Reklamdan- Pazarlamadan söze başladığım için devam ediyorum. Acaba şirketler bize çözüm sunmaya cesaret edecekler mi? Bunca fazlalık, bunca gereksiz kalabalık varken bizleri ikna etmek için saçma sapan yeni ürünler geliştirip, onlara giden innovasyon parasının 10 katını bize geçirip, kar etmeye devam edecekler mi? Beraber bir şeyler çözmeye çalışacaklar mı? Ortak bir akıl doğacak mı tüm bu gürültüden? Çevreye zararlı ürünler, ödenmeyen fazla mesailer, çocuk işçiler, atıklar olmadan, kafamızı ütülemeden çözüm sunabilecekler mi?
İnananlar var diye yazdım. Diyorlar ki bu web 3.0 çağında, internet üzerinden ortak akıl yürütülüyor. Bunu iyi kullanan, tüketicileri üretimin parçası, onlara tüketici demeyen, onları ortak yapan yapan şirketler kazanacaklar. (bkz. We Think)
Ben hala anlamış değilim bu senaryoyu ya. Neyse.
Bir sona bağlamıyorum. Sadece idare edemiyorum. Siz?
Aylin Sunam, DUBAI, 2009
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment