Wednesday, April 25, 2007

die neue papa ist deutsch


PAPA
Die neue Papa ist Deutsch
Er ist sogar Bayerisch
Mein Papa hat gesagt
Das er ein Panzer ist

Yeni Papa Almanmış
Hem de Bavyeralıymış
Babam bana dedi ki
Panzer gibi adammış

Die neue Papa ist Deutsch
Papst Papa ist Deutsch

vadide 23 nisan



Friday, April 13, 2007

"Yanlış Biliyoruz"

Dün çalıştığım ajanstaki arkadaşlarımdan biri aşağıda okuyacağınız maili bana ve tüm ekibe gönderdi. Adalet Bakanlığı'ndan gelip, gelmediğine çok emin olmadığım bu duyurunun ortaya çıkaracağı olası sonuçlar yüzünden bu yazıyı ve bu yazı hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak isterim.

Bu yüzden, Pozitif Yaşam Derneği için hazırladığımız amatör tanıtım filmini izleminizi öneririm.

http://www.youtube.com/watch?v=hPq-bv4ojM4







T.C.

ADALET BAKANLIĞI



BİLGİ İŞLEM DAİRESİ BAŞKANLIĞI
HALKIMIZA UYARI

Son günlerde karşılaşılan, sosyal sağlık tehdidi oluşturan, halka açık yerlerde kötü niyetli şahısların; Hepatit ve türevleri, AIDS; gibi bulaşıcı hastalık dağıtma girişimleri ile ilgili istihbaratlar alınmış ve bunların tüm yazılı, görsel basın ve Internet aracılığıyla en hızlı şekilde halkımıza iletilmesi zorunluluğu doğmuştur.

Bu nedenle;

Enfeksiyonlu iğne uçlarının vücudumuzun herhangi bir yerinde kana karışabilecek enfekte istemine karşı;

-Sinema, tiyatro,konser salonu gibi; kalabalık izleyici kitlesine sahip kapalı alanlarda, bizlere ayrılan koltuklara oturmadan önce, ışıklar henüz yanıyorken, koltuklarımızın üzerini kontrol etmemiz,

-Halka açık Telekom Ankesörlü Telefon’larını kullanırken jetonumuzu geri almamız sırasında jeton iade gözüne elimizi dikkatlice ve kontrol ederek sokmamız,


-Restaurant ve benzeri yeme – içme mekanlarında kürdan kullanmamamız, en azından kapalı ambalajda kürdanları tercih etmemiz,

önerilmektedir.





Bu uyarı niteliğindeki dosya, tüm İlçe Emniyet Teşkilat’larına ve Internet
yoluyla siz ve sizin gibi etkin Internet kullanıcısı halkımıza bir ön bilgi olarak gönderilmiştir

Bu dosyayı kişisel iletişim dahilindeki tüm tanıdıklarınıza ve akrabalarınıza iletmenizi, halkımızın sağlığı ve refahı için zorunlu bir durum olarak görmekteyim.


Turan Açikmese
Adalet Bakanlığı
Tetkik Hakimi





T.C. ADALET BAKANLIĞI
06659 KIZILAY / ANKARA
TEL: 90 (312) 417 77 70

Ne Yapmalı?

"Yükselen Faşizm", "Tırmanan Militarizm", "Yeni Dalga Dincilik", Bilgi
Üniversitesi'nde "Gay-Lezbiyen" kulübü açıldıktan sonra yaşanan tartışmalar ve
Hrant Dink'in ölümü...Ne yapmalı sorusunu hepimiz kendimize şu ya da bu şekilde
sormaya başlamak zorunda kaldık. Kaldık. Biz. Biz kimiz?

Cenazeye katılanlar kimlerdi?
Kendini yalnız hissedip biraraya gelen insanlar mı yoksa bir cemaat mı?


Dink'in ölümünden sonra Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri bir dizi konuşma düzenledi. Geçen hafta sona eren konuşmaların sondan bir öncekisine ben de katıldım. Boğaziçi Üniversitesi'nde okurken "Tarih Felsefesi" ve "Frankfurt Okulu" derslerini aldığım Ferda Keskin ve Beril sayesinde bu aralar adını sıkça duyduğum Bülent Somay'ın konuşmacı olarak katıldığı "ne yapmalı?" konuşmasında aldığım notları aşağıya kopyalıyorum.

Konuşmacıların önerileri kafamızdaki soruların ne kadarına cevap verebilir? "Tekillik" önerisi bizi nereye götürür? Düşünmek için bir yerden başlamak lazım, değiştirmek için bir araya gelmek lazım, konuşmak lazım.

Notlara buyrun...

NE YAPMALI? 05.04.07

Yer:
Boğaziçi Üniversitesi-TB 310

Konuşmacılar:
Bülent Somay
Ferda Keskin



B. Somay

“Ne Yapmalı?” sorusunun 2 cevabı olabilir. Biri uzun, biri kısa.

1-) Kısa Cevap

Ne yapmalı?

Örgütlenmeli, aşağı yukarı ortak anlayışa sahip olmalı, aşağı yukarı ne istediğini bilen bir grup olmalı ve radikal davranmalı.

2-) Uzun Cevap

Ne yapmalı?

Ne yap-malı (zorunlu olan değil) değil, sizin arzunuz nedir onu bulmalısınız. Yani ne
istiyor-uz, o halde biz kimiz....Bu soruların cevabını bulabilmeliyiz.

Kapitalizm kendi sorunlarını, o sorunları ihraç ederek çözüyor. Kendi işçi sınıfını sömürmek yerine, başka ülkelerdeki işçileri sömürüyor.

Sömürgecilik > Emperyalizm > Globalizasyon

Kapitalizm sorunları artık bu şekilde çözemiyor. Acaba kapitalizmin sorun çözme tekniği sona mı erdi?

İki yol görünüyor. Sanal üretim, maddi üretimin önüne geçecek ve robotloşma gerçekleşek ya da büyük bir sarsıntı bizi bekliyor olacak.

“ne yapmalı?” sorusunu konuşuyoruz çünkü “hele bir devrim olsun, ne yapacağımıza o zaman bakarız” deme lüksümüz yok. Önümüzdeki “yıkım” döneminden sonra daha “özgür” bir devlet istiyoruz.

Hrant Dink sonrasında olanlara bakalım. Büyükanıt.org ne diyor “hrant dink dinklendi”
Peki “hepimiz Ermeniyiz” diye bir araya gelen bizlerden kaçımız “ hepimiz ibneyiz, lezbiyeniz” der?

Hrant Dink neden öldürüldü?




Suçu engelleyecek olan nedir?

Vicdan > Dar Ağacı ---KANT

Vicdan > Dar Ağacı > Akıl Hastanesi --- LACAN

Ogün Samast’ın, kaybedecek bir şeyleri olmayanların süper egoları yok. O yüzden ya örgütleniyorlar; ya da saatli bomba oluyorlar.

Belki süper egoya ihtiyacımız var, bazı şeyler yapılmaz. ÖL-DÜR-ME-YE-CEK-SİN.



F. Keskin

Ne yapabiliriz?

Bir dil değişikliği yapmak...Kullandığımız dil sınırlandırıyor ve içinden çıkılamaz gerilimler ortaya çıkıyor.

Biz kimiz?

Kimlik politikalarında farklı bir perspektif gerekiyor.

Dil değişikliği için ne yapabiliriz?

• Kimlik
• Bölücülük
• Kurulan kimlikler
• Kurulan kimler üzerinden yaşanan gerilimler

Bunlar kısır döngüde, bu tartışma bu şekilde devam eder, durur.

Kimlik meselesi üzerinden geriliyoruz.

ÖRGÜTLENMEK

Peki, biz kimiz? (“who is us?”, althusser)

Kimlik öz değildir.
Ör. 301. madde, türklüğü aşağılamak

Anayasa-vatandaşlık- yasa temelinde tanımlanmış siyasi yapılanma
Anayasal vatandaşlık üzerinden tanımlanan “Türklük” kimliği bir öze vurgu yapmaz.

Ulus, Devlet, Vatandaş, Toprak
Nation- Nader (to born, doğmak) fiiilinden geliyor.

Kimlik üzerinden tartışmaktan vazgeçmek. Nasıl?

I. Teorik
II. Kimlik-Kimlik meselesi üzerinden ilerlemek yerine ne üzerine tartışabiliriz

Tekillik.

İki arada- between- Heidegger

“Şu ya da bu olarak ben değil, olduğum gibi ben” . Aynı anda bütün özelliklerimde kendimi görmek.

Bütün olarak baktığımızda herkes tekil bir varlıktır.

O tekilliklerden nasıl bir cemaat olur?

Neyin etrafında bunu yapabiliriz?

Bunu yapmak biraraya gelmemizi sağlar mı?

Peki, neyin etrafında bir araya geliriz?

Doğru çıkarları konusunda insanlar bilinçsiz. Doğru çıkarların ne olduğunu görebilmek gerekiyor.

Biz ne? Ortak çıkarların etrafında biraraya gelebilecek insanlarız.

Ötekilemek mi? Neyim? Neysem oyum.

Kendimizi bir kimlik üzerinden tanımladığımız zaman, onun üzerinden davranmak zorunda kalıyoruz.

Kimlik üzerinden yapılan tanımlama ortadan kalktığında (bunlar ibnedir, öylyse bunlar böyle davranır) stratejik olarak karşı tarafın ne yapacağınızı kestirmesi zorlaşır.

Adalet ve özgürlük ortak çıkarlar olmalı.

Pozitif Ayrımcılık varolan düzenin sürdürülmesini sağlamak için çaba harcamaktan başka bir şey değildir.

Kimlik aslında kimlik değildir; konumdur.

Beyaz Erkek bir konumdur. (bkz. Condoleeza Rice) Biz tekillikler olarak konumlara yerleşir; doldurduğumuz pozisyonla kendimizi özdeş gördüğümüz zaman buna “kimlik” deriz.

Kimlik ve konumu ayırabilmenin tek yolu tekilliktir.

Her kimlik potansiyel bir ezendir. Alt Kimlik “kimlik” olarak tanımlanmaya devam edildikçe “ezen” konumuna gelebilir. Bkz. İsrail.

nurdan ve ben


İran:bir sinema devrimi

ya da orjinal adıyla "Iran: une révolution cinématographique"...
Nader T. Homayoun'un yönetmenliğini yaptığı film İran'da devrim öncesi ve sonrası sinema endüstrisinde yaşananları ve sinemanın İran kültürel hayatındaki önemi, devrimi nasıl etkilediğini anlatıyor. Şah dönemi İran'ı ve Amerikan Kültürü etkisindeki İran Sineması'nı tanımak için bu film iyi bir başlangıç olabilir.

Devrim sonrası İran yönetiminin kendi görüşlerini halka yaymak için desteklediği endüstri ve her yıl yetiştirdiği 5000 sinemacının etkisiyle yurtdışında 2000'den fazla ödül kazanan İran Sineması'nın devrim öncesinde de ilginç filmler yaptığını gördüm. Görsellikten çok şiirin ve yazının ön planda olduğu bir kültürün çocukları olan İranlıların sinemasını da takip etmek lazım.
İtalya’nın Oscar adayı olan, düşler ve buluşlar, umut ve acılarla ilgili bu masalsı yapıtta, Respiro / Nefes Alıyorum’un yönetmeni uzun bir yolculuğu, Sicilya’nın köylerinden bir ailenin 1913’te evlerini geride bırakıp Amerika’ya doğru yola çıkışının öyküsünü anlatıyor. New York’a vardıklarında aileyi birçok sorun beklemektedir; keza cennetin kapıları herkese açık değildir. Charlotte Gainsbourg’un başrolü oynadığı bu çağdaş masalda daha çok adı bilinmeyen İtalyan oyuncular yer almış ve konuşmalar çoğunlukla Sicilya ağzından kaydedilmiş.

Aşağıda filmden alınan karelerini kopyaladığım "Nuovo Mundo"/ "Yeni Dünya" filminin en güzel sahnelerinden biri de Amerika'ya girebilmek için tahta oyuncaklarla yapılan zeka testine katılan Sicilyalı yaşlı kadının neden bu testin yapıldığını yetkililere sorduğu sahne idi.

Yetkili şöyle cevap verdi; "Geri zekalılığın kalıtımsal olduğu günümüz bilim adamlarınca ispatlanmıştır"

Görüntü yönetmenine, yönetmenine, Charlotte Gainsgbourgh ve diğer oyunculara teşekkür etmek lazım böyle güzel bir filmi ortaya çıkarttıkları için.






"yeni dünya"


Ortalık Yıkılıyor Anacım!

100 yıl önce konuştuğumuz, yazdığımız dilin yürürlükten kaldırılmasına itiraz etmediğimiz gibi şimdi de büyük bir gönül rahatlığıyla Türkiye Cumhuriyeti adına kültürü temsil etme yetkisini eline almış bu beyefendinin "Atatürk Kültür Merkezi"ni yıkmasına da yine aynı gönül rahatlığıyla izin vericez galiba.

Zaten bizim anılarla, geçmişle falan işimiz olmaz. Biz yıkarız, önümüze bakarız, öyle değil mi? Bina da çirkin geliyor şimdi bakanımıza, çirkinse yıkalım değil mi?
Her dönemde içinde bulunulan kültür ve çevre koşullarının etkisinde farklı farklı mimari yaklaşımların öne çıkması ve bu binanın da inşa edildiği dönemin izlerini taşıyor olmasının da önemi yok, değil mi?

İlk kez operayı o binada seyretmiş olmam, ilk bale resitalime orada çıkmış olmam, tiyatro festivalinde "bedenler" ve pina bausch ekibini orada izlemiş olmam, benim o günlere dair anılarım umurunda değil bakanımızın. Atilla Koç'a kasvetli geliyor besbelli o bina, uykusunu getiriyor protokol icabı gittiği resitaller ve gösteriler.

En iyisi AKM'yi yıksınlar, Taksim'in göbeğine şööle koskoca bir alışveriş merkezi yapsınlar. The Marmara Oteli'nin yanındaki Teknosa'nın yeterince görünür olmamasından dolayı, Aksanat'ın alt katını kapatıp, Teknosa yaptıkları gibi.


Kültürel hayatımıza yaptığı bu değerli katkısından dolayı öyle bir teşekkür etmek istiyorum ki ...



'Yasa olmazsa AKM inşaatı 10 yıl sürer'
Bakan Atilla Koç, 2010 yasasının AKM inşaatını hızlandıracağını söyledi
13/04/2007 (246 kişi okudu)
YURDAGÜL ŞİMŞEK (Arşivi)ANKARA - İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti için hazırlanan yasa tasarısına AKM'nin yıkılmasına yönelik bir hüküm eklenmesi, hem tartışmaları tırmandırdı hem de konuyu Meclis gündemine taşıdı. AKM'nin yıkılmasına karşı olan CHP bugün İstanbul Akatlar Kültür Merkezi'nde, milletvekilleri ve sivil toplum örgütleri temsilcilerinin katılımıyla bu konuyu değerlendirecek. CHP, ayrıca Meclis'te tasarının yasalaşmasını engellemeyi hedefliyor. Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç ise "Hesabını kitabını yaptık, binanın onarımı için 120 YTL gerekiyor, yenisi ise 200 YTL. İstanbul ve Taksim'in şartlarına uygun, uluslararası büyük organizasyonların yapılacağı bir kültür merkezi yaptıracağız. Türkiye'yi Sydney opera binası gibi bir binaya kavuşturacağız," dedi. Yasal düzenlemenin şart olduğunu vurgulayan Koç, yasa sayesinde özel bir bütçe hazırlanacağını, işlemlerin de Kamu İhale Yasası'na tabi olmadan yapılacağını söyledi. Yasanın, binanın yapımını hızlandıracağını belirten Koç, "Aksi takdirde binanın yapımı 10 yıl sürer" dedi. Böyle bir kültür merkezini yapabilecek dünyada 10, Türkiye'de ise bir-iki firma olduğunu savunan Koç, yasa çıktıktan sonra proje için Türkiye'de ve dünyada bu işi yapan firmaları davet edeceklerini söyledi. Koç, "Tasarının önümüzdeki hafta komisyonlarda görüşülmesini bekliyorum. Yasa çıkıp, projesi hazırlanıp, bütçesi ayarlandıktan ve ihaleler yapıldıktan sonra yıkım gerçekleşecek. Kısa sürede de yeni bina yapılacak" diye konuştu.

neden blog?

Konuşmalara şahit oluyorum, gazete okuyorum, güzel bir film izliyorum...Rahatsız oluyorum, hoşuma gidiyor, anlatmak istiyorum. Bu ve bunun gibi sebeplerden dolayı ikinci blog denememi hayata geçiriyorum.

Şimdi başlayalım!