Herhalde insanın kendini en tekinsiz hissettiği anların başında geliyor hava boşlukları. Uçak hava boşluğuna girdi mi bir kez, yapabilecek tek şey emniyet kemerini takıp tüm gücünüzle kolçaklara sarılıp beklemek oluyor. Ben tüm bu bekleme süreci boyunca kendimi avutmak için Frank Sinatra’dan “Heaven, i am in heaven” şarkısını söylemeyi tercih ediyorum; hem etrafta bulutlar falan da varsa rönesans resimlerinde tasvir edilen cennet görüntüsüne epey bir benziyor uçak penceresinden gökyüzü.
Galerist’de geçtiğimiz Mayıs ayı sonunda açılan “Hava Boşluğu” sergisinin girişinde kendimi cennette hissetmeme yol açan sözleri söylemesem de, türbülans sırasında sallandığım, kendini güvensiz ve boşlukta hissetiğim anlar aklımdaydı. Bu karma sergiye katılan sanatçıların ve küratörü Leyla Gediz’in de zihinlerinde aynı düşüncelerle yola çıkıp, çıkmadıklarını merak ederek dolaşmaya başladım sergiyi.
Tufan Baltalar’ın küçük seramik adamları karşılıyor sergi girişinde bizi. Takım elbiseli, kravatlı heykelcikler uçak analojisini bir süre daha zihnimde taşımama yol açıyor. Ekonomik döngü içinde yolculuk eden ve her yolculukta kendini biraz daha geride bırakan bir iş adamı farklı zaman dilimlerinde hava boşluğuna takılıp kalmış ve o anlardaki parçalanmışlıklar bu küçük heykelciklere dönüşmüş gibi. Çocuksu heykelleri ile Baltalar bu döngüyü küçültüp sürekli bir yerden diğerine koşturan ama ne kendinden ne de bulunduğu mekandan kopamayan, yollarda amacını kaybedenlerin hayatını daha da yakından görmemize, hatta dokunmamıza olanak sağlıyor.
Baltalardan sonra Gökçen Cabadan’ın resimleri ile karşılaşıyoruz. Şubat ayında, Adnan Yıldız’ın küratörlüğünde Kasa Galeri’de “Mükemmel Çocuk”, “Hokus Pokus” işleri ile yer alan sanatçı, imgeler dünyasının sonsuz olanaklarından tüketilmiş olanları bize gösteriyor; bu sergide de Cabadan yine tüketilmiş, daha önceden başkaları tarafından sonsuz kez kullanıldıktan sonra içi boşaltılmış anların ve imgelerin görüntülerini resmettiği işlerini paylaşıyor seyirciyle ve yine aynı tekinsizlik hissini yaşatıyor. “Tanıdık” hissine rağmen sizi bir yerden tutan ve kendinizi “öteki” olarak görmenize, kendinizle aranızda birdenbire beliren boşluktan rahatsız olmanıza yol açan bu görüntüler Cabadan’ın popüler kültür öğelerini de içinde barındıran kendi imgeleminden çıkarıp bize sunduğu sahneler çoğunlukla.
Perfect Child, Oil on canvas, 40x50cm, 2005
Gökçen’in ahşap yer döşemesine bırakılmış tahta oyuncaklı odasından, Aslı Sungu’nun beyaz odasına geçiyoruz. Telesekreterden duyduğumuz annesinin sesleri boş beyaz odada yankılanıyor. Cabadan’ın resimlerinin yarattığı duygu bu odada da tekrarlanıyor. Uzakta yaşayan ve çocuğuna ulaşmak isteyen annenin sözleri ve bıraktığı mesajlar kendimizle sanatçıyı özdeşleştirmemize yol açıyor. Sürekli tekrarlanan “Nerdesin?”, “Eve Gelince Ara” sözleri bir yandan bir rahatsızlık ve suçluluk yaratırken, bir yandan da odanın boşluğu ve odada yankılanan sesler zihnimizi meşgul ediyor. Annenin sözleri duvarda almanca olarak tekrarlanıyor; nefes alıp veren bu duvar ve türkçe sözler arasında her mesajdan önce bir düdük sesi duyuyoruz. “Aradığınız kişi şu anda yerinde değil, düdük sesinden sonra mesajınızı bırakabilirsiniz” dediğini tahmin ettiğim, sert bir aksana sahip alman kadının sesi siz tam anlamıyla odanın içinde olup, o boşluğu doldurmaya başladığınız anda sizi oradan uzaklaştırıyor. Otoriter kadın sesi ve yaşlı annenin sesi birbirine karışıyor ve zihinlerde yer alan “ideal” anne figürü ile çoğu zaman anneden çok babaya atfedilen “otoriter” duruş bir arada yer alıyor Sungu’nun yapıtında.
Açık pencerelerinden İstiklal Caddesi’nin sesleri duyulan, yaz sıcağından uzaklaşıp, serinlediğiniz ve nefes aldığınızı hissettiğiniz bu havadar ve geniş mekana yerleştirilmiş işlerde yaşanan yalnızlık ve boşluk hissi, kapıyı açıp caddeye adım attığınızda uzaklaşıyor. Sıcak hava ve “neşeli” cumartesi kalabalığı sizi karşılıyor ve yeniden içine alıyor bir anda.
Sergi, 28 Haziran’a kadar Galerist’de gezilebilir.
Aylin Sunam
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
1 comment:
selam aylin hanım,
ben mersinde psikoloğum.
Bir konuda sizden destek almak istiyorum.
Bir danışanım psikolojik olarak olduğunu düşündüğümüz yutma zorluğu çekiyor.
Öyküsü size çok benziyor.
Bu konuda sizden destek alabilirsek yönlendirme konusunda çok mutlu olacağız.
Sizinle bağlantı kurmak mümkün mü?Şimdiden vereceğiniz destek ve öneriler için çok teşekkür ediyorum.İnanaın ayşenin yaşamı değişecek...
Abdullah TOPAL
www.mersinterapi.com
abdullahtopal@hotmail.com
Post a Comment